Nuovo Cinema Paradiso (Cennet Sineması)

 

Ünlü bir film yönetmeni 30 yıl aradan sonra ilk kez Sicilya'da doğduğu köye döner. Salvatore, burada çocukluk yıllarına uzanır ve Cennet Sineması'nda çalıştığı günleri ve oradaki film gösterici Alfredo'yu hatırlar. Tam bir sinema tutkunu olan Salvatore, ilk aşk filmlerini bu sinemada izlemiştir. Annesiyse onun bu tutkusuna şiddetle karşıdır. Salvatore, ilk gençlik aşkı Elena'yı da bu köyde tanımıştır.” Geçmişte yaşanan her aşk acı verir sonradan. Düşünmeden edemezsiniz. Gözleriniz uzaklara dalar gider ansızın. Sicilyan’nın yoksul bir kasabasında büyüyen Salvatore bir gece bir haber alır. Alfredo ölmüştür. O zaman geçmişe döner. Geçmişindeki cevaplayamadığı sorularla yüzleşmesinin zamanı gelmiştir. Çocukluğu, gençliği, aşkı, umutları hepsi ama hepsi oradadır çünkü. İlk önce yaramaz, kabına sığmayan çocukluk günlerini izleriz. Kasabadaki sinema günleriyle gençliği önümüze gelir sonradan. Ulaşılmaz denilen kızı ne çok sever. Alfredo’nun anlatımının fonunda kızı sevdiğini göstermek için evlerinin önünde bekleyişini izleriz. Her gün. Her gece. Her sinema düşkünü birisi gibi bizde bekleriz onunla. Yağmurlar yağar, kar yağar. Üşürüz. O her gün aynı yerde bekler. Biz de beklerim. Sonunda düşleri gerçek olur. Sonra iki sevgiliyi izleriz uzaktan. Deniz kıyısına giderler, yazlık sinemalara giderler. Salvatore devamlı film çeker. Her gördüğü yerde sevgilisinin karelerini filme hapseder sanki. Sonra acı gelir. Sevdiği kızın ailesi kasabadan taşınıyorlardır. Geriye buruk bir yalnızlık kalır. Ve Salvatore yaşayamaz olur kasabada.Salvatore, Afredo’nun tavsiyesine uyup kasabadan uzaklaşır. Sonra ansızın bir gece bir haber gelir ki , Alfredo ölmüştür. Kasabaya döner. Geri döndüğünde geçmişi hatırlar. Aşkını, umutlarını, mutluluğunu, yalnızlığını.Alfredo bir film bobini bırakmıştır. İzlemeye başlar. Her kare kendisidir sanki. Çocukluğunda izlediği filmlerin sansüre takılan kısımları vardır. Öpüşme sahneleri. Sonra sevdiği kız belirir. Her fırsatta çektiği Elena’ya ait kareler. Şimdi yeniden düşünüyorum.Geçmişten kopup gelen sevgilisini gördüğünde neler hissetmiştirYa da siz ne hissederdiniz?Yüreğinizin bir yerlerinin burkulduğunu hissetmez miydiniz?Eminim hissederdiniz.Ben hissetmiştim.

YÜZÜCÜ / SWIMMER

ESKİLERDEN BİR FİLM / YÜZÜCÜ

Yavuz GÖKMEN

 

‘Yüzücü’, Frank Perry'nin yönettiği bir sinema filminin adıdır. Orijinal adı ‘‘The Swimmer’’dır. Ben bu filmi ilk kez çok gençken izlemiştim. O zamanlar bile, film bittiğinde içimde bir ürperti, ensemde bir garip sızı duymuş, üşümüştüm.

Filmin başrolünde Burt Lancaster vardır. Burt Lancaster bütün film boyunca üzerinde kısacık bir mayo ile görünür.

Film yükseğe döşenmiş rayların üzerinde hareket eden kameranın çekimleriyle başlar. Kamera yavaşça eğilir ve suya dalan bir adamı enseden görüntüler. Adam bir havuzda yüzmektedir. Havuzun diğer başına vardığında, görüntü bu kez daralır ve adam başını kaldırdığında kareye elinde kadeh tutan bir kadın eli girer.

Kadın, kadehi adama verir. Adam, kadehteki içkiyi gözünü kırpmadan içer.

Çünkü kadın, adamın eski sevgilisidir. Adam eski sevgiliden tehlike gelmeyeceğini düşünmektedir.

* * *

Adamla kadın arasında gelişen diyalog, izleyiciye durumu açıklar. Adam yıllar önce evini terk ederek gitmiştir. Şimdi karısına, çocuklarına dönmekte ve bunu komşu havuzlardan yüzerek yapmaktadır. Belki de bu bir kendisini affettirme yolu, belki de havanın aşırı sıcak oluşudur.

Bunu hiçbir zaman bilemeyiz. Ancak adamın yüz çizgilerinde umudun yanı sıra suçluluk duygusu da vardır.

Umut, her şeyin eskisi gibi olacağına dairdir. Adam bunu beklemektedir.

Filmin gelişiminden anlaşıldığına göre, adam bir süre önce oraların en görkemli kişisidir. Çok lüks ve havuzlu villalarla dolu yöredeki tüm kadınlar zamanında adama âşıktırlar.

Adamın kızları da vardır.

Ancak kaldığı kısa süre içinde eski sevgilisiyle hafiften flörte yeltenir. Ancak kadın buna izin vermez.

Bu belki de, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını göstermek içindir.

Adam yalınayak oradan ayrılır. Yolunun üzerindeki başka havuzlara dalar. Eski dostları onu şaşkınlıkla karşılar. Adam aldırmaz.

Çıkıp bir başka havuza atlar. Orada enfes bir genç kızla karşılaşır. Adam onu tanımaz, ama kız adamı tanır.

‘‘Çocukluğumda ben size deli gibi âşıktım’’ der. Bu söz adamın hoşuna gider.

Orada enfes bir slow-motion koşu sahnesi yaşanır.

* * *

Evinden önceki son havuz, halka açık ticari bir havuzdur. Adam burada kendi evindeki dondurma makinesini görür. Dondurmacıyla ‘‘Bu benim’’ diye kavgaya tutuşur. Plaj sahibi korumalarıyla birlikte adamı itip kakar ve dışarı atar. Adamın dudağı kanamaktadır.

Tepeden iner ve evine varır. Ama kapı kilitli, camlar kırıktır. Evde kimse yoktur. Adam kırık camdan bakıp, içeride örümcek ağlarını görür.

Artık akşam olmak üzeredir. Adam kapının önüne çömelir. Başını eğer.

Aniden gök gürler ve sağanak bir yağmur başlar.

Kamera geri çekilir; evin önünde çömelmiş adamın çıplak yalnızlığını görüntüler.

Üşüdüğünüzü hissedersiniz; ensenize garip bir sızı saplanır.