• Hasan Çelikkol

BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ


Fabrikaya staj için gelen öğrencilerle sohbet etmeyi severim ayrıca onları yakından tanıyıp duygu ve düşüncelerini öğrenmek isterim. Bu yüzden staj için gelen öğrencileri mutlaka benimle tanıştırırlar.

O gün de muhasebedeki arkadaşlar yeni stajyeri tanıştırmak istiyoruz diye telefon ettiler. Ben de gelsin dedim.

Biraz sonra çekine çekine, gözlerinden zekâ yansıyan genç bir çocuk girdi odama.

Adını söyledi ve kendisini tanıttı.

Lise son sınıfta okuyormuş.

Dersleri iyiymiş.

Konuşmasının sonlarına doğru ne olmak istiyorsun diye sordum.

Ne olmak istediğini ve hedeflerini bir bir söyledi.

Özgüveni beni etkilemişti.

Kitap okuyor musun dedim.

“Elime geçen ne kadar kitap olursa okumaya çalışıyorum” dedi, ama çok kitabım yok.

Çalışkan ve okumaya meraklı gençleri hep takdir etmişimdir. Ona kendi kitaplarımdan bir set hazırlayıp verdim. Sonra başarılarının devamını diledim.

Öğle saatinde fabrikanın stok sahasını dolaşıyordum. Kasaların yanından geçerken bir an yeni stajyeri görmüştüm. Beni görmemişti. Elinde verdiğim kitaplardan biri vardı ve kendini kaptırmış okuyordu.

Hiç düşünmeden fotoğraf makinasının deklanşörünü basıverdim.

Makineden sadece bir “tık” sesi geldi.

Aklıma Dünya gazetesinin kitap ekindeki kitap okuması ile ilgili haber düştü. Stajyeri yanıma çağırıp, “belki sana daha başka kitaplar temin edebiliriz” dedim. “Biraz önce senin fotoğrafını çektim, Dünya Gazetesine göndereceğim, beğenirlerse 10 kitap senin olacak.”

Anlamadı tabi. Gazetenizin “Okunan Fotoğraflar” ile ilgili haberini anlattım.

Çok sevindi.

O anki gözlerinde beliren pırıltıyı anlatamam.

“Eğer bu fotoğraf beğenilirse ben de kitapların beşini okul kitaplığına bağışlayacağım” dedi.

1/4
Search By Tags
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
Follow Us