• Hasan Çelikkol

ARI SOKMASI


Tavukları hiç eksik olmazdı ninenin. Cins cins tavukları vardı. Her gün, hiç üşenmeden yemlerini, suyunu verirdi. Komşulara filan giderse de yemlerini vermeyi unutma diye tembih ederdi bana, ama geldiğinde kendisi yine yem verirdi. Ne olur ne olmaz vermemiştir diye düşünürdü herhalde. ‘Emine abla’ derdim ben, ‘verdik işte yemini, suyunu, sen neden bir daha veriyorsun ki?’ ‘Aman sen’ deyip güler geçerdi. En çok neye üzülürdü biliyor musun? Tavuklarının kesilmesine. ‘Yumurtaları yetmiyor mu?’ diye kızardı. Tavuklarına o kadar alışıyordu ki kesilmelerine üzülürdü ne yapsın, ama elden ne gelir tavuklar yine de kesilmekten kurtulamazdı.Eeee, her sabah folluktan tazecik yumurtaları almak da güzel olurdu canım, tavukların gıdaklaması da cabası. Biliyor musun annen de yumurta toplamasını çok severdi. Nasıl mutlu olurdu anlatamam. Şenay teyzen de çok sevinirdi. Bir gün ninenle öğle yemeği yiyorduk. Yemeğimizi yerken tavuklar canhıraş bağırmaya başlamazlar mı? Ninen ne olduğunu anlamadan, ‘Dışarıda bir şeyler oluyor’ demişti. Kalkıp dışarıya çıktık. Kümesteki tavuklar bir o yana bir bu yana koşuşturup duruyordu. Ninen önce tilki filan geldi sanmıştı. ‘Koş Nesime koş, tilki girmiş güpe gündüz kümese’ diye bağırıyordu. Tavuklar o kadar hızla kaçışıyorlardı ki bu koşuşturmadan bulunduğumuz yer toza bulanmıştı. Hani dikkatli bakmasak zor görecektik etrafı. Sonra bir baktık ki ortada tilki milki yok. Meğer arılar saldırmış ninenin tavuklarına. Onlarcası… Yüzlercesi…

1/3
Search By Tags
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
Follow Us